Reklam
Reklam

"Ermeni İddiaları ve Tarihî Gerçekler" Konuşuldu

Sözde Ermeni Soykırımı iddiaları, Türk Tarih Kurumu Eski Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun katıldığı bir programla Trakya Üniversitesi’nde ele alındı.

"Ermeni İddiaları ve Tarihî Gerçekler" Konuşuldu
29 Nisan 2021 - 13:33

Trakya Üniversitesi, akademisyen ve siyasetçi kimliğinin yanı sıra Ermeni sorunu ve tehciri konularında araştırma ve incelemeleriyle tanınan ünlü tarihçi ve Türk Tarih Kurumu Eski Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nu ağırladı. Halaçoğlu, Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi tarafından düzenlenen “Ermeni İddiaları ve Tarihî Gerçekler” adlı konferansa konuşmacı olarak katıldı. Çevrim içi olarak düzenlenen konferansta Halaçoğlu, “Ermeni İddiaları ve Tarihî Gerçekler”i İngiliz, Fransız, Rus, Amerikan ve Türk belgelerine dayalı olarak anlattı.
Konuşmasına genel bir çerçeve çizerek başlayan Halaçoğlu, Türk ve Ermeni halklarının tarih boyunca yan yana yaşayan iki halk olduğunu ancak 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra bu durumun değişmeye başladığını ifade etti. İngiliz, Fransız ve Amerikan misyonerlerin Anadolu’da muhtelif vilayetlerde yabancı okullar açtıklarını ve bu okullarda özel olarak yetiştirilen Ermenileri örgütleyerek Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırttıklarını söyleyen Halaçoğlu, “Bu süreçte Bursa, Urfa, Bitlis, Van gibi Anadolu’nun muhtelif vilayetlerinde Osmanlı Devleti’ne karşı planlı bir şekilde örgütlenmeler ve eylem girişimleri vardı. Bu eylemlerin vuku bulduğu sıralarda Osmanlı Devleti Musul, Filistin, Kafkasya ve Çanakkale cephelerinde savaşmaktaydı. Bu esnada 21 bölgede Ermeni isyanı olduğunu görüyoruz. Bu isyanların yerleri, kesinlikle tesadüfi değil, özellikle kilit öneme sahip yerler seçilmiş ve bu yerlerde isyanlar çıkarılmıştır. Bu isyanların amacı, Osmanlı haberleşme sistemi ile lojistiğini çökertmek, devletin cephelerle bağlantısını kesmektir.” dedi.
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu: “Tehcirin maksadı, devleti zaafa uğratan şiddet, terör ve isyanları önlemektir.”
Malum ülkelerin desteği, planlaması ile yürütülen bu isyan ve terör saldırılarında pek çok vilayette, yerleşim yerinde büyük tahribatların, yıkımların, ölümlerin ve felaketlerin yaşandığını söyleyen Halaçoğlu, Paris Büyükelçisi Sazanof’un gizli yazışmalarına dayalı olarak şu bilgileri verdi:
“Sazanof’un verdiği bilgilere göre sadece Van vilayetinde binlerce Türk acımasızca öldürülmüş, oradaki ahali silah zoruyla Akdamar Kilisesinde toplanmış, kadın ve kızların ırzlarına geçilmiş, bu utanca dayanamayanlar intihar etmiştir. İşte Osmanlı Devleti, bu şartlar altında kendi kamu güvenliğini sağlamak için tehcire başvurmuş ve bu çerçevede gerekli tedbirleri alarak tehciri gerçekleştirmiştir. Tehcirin maksadı, devleti zaafa uğratan bu şiddet, terör ve isyanları önlemektir. Bu da meşru bir haktır.”
“Soykırım niyetinde olan bir devlet tedbirler alır, suça karışanları cezalandırır mı?”

Devletin almış olduğu tehcir kararı, tehcirin uygulanma şekli, bu süreçte alınan önlemler, tehcir edilenlerin ve daha sonra geri döndürülenlerin sayılarını da belgelere dayalı olarak dikkatlere sunan Halaçoğlu, konuşmasında “Soykırım niyetinde olan bir devlet tüm bu emniyet tedbirlerini alır mı, yüksek miktarda harcamalar yapar mı, suça karışanları yargılayıp cezalandırır mı, daha sonra Anadolu ve Rumeli’ye tekrar dönüşlerini sağlar mı?” sorusuna yer verdi.
Ermeni iddialarının kesinlikle doğru olmadığını, Türk milletinin asla bir soykırım yapmadığını ifade eden Halaçoğlu hayatını bu konuya vakfettiğini, Osmanlı arşivleri ile yabancı belgeleri taradığını, ancak tüm bu araştırmaları boyunca ne yabancı ne de yerli kaynaklarda Türklerin soykırım yaptıklarına dair tek bir belgeye rastlamadığını söyledi.
"Ermeni meselesinin çözülmesi niyetinde değiller."

Türk Tarih Kurumu Başkanı olduğu süre zarfında Ermeni konusunun halli için yaptığı uluslararası bilimsel çağrıları, toplantıları ve dahası bu süreçte tanık olduğu dikkate değer tecrübelerini de aktaran Halaçoğlu Ermenilere, dünya bilim âlemine ve kamuoyuna yaptığı toplu mezar açma teklifinin de bu adımlardan biri olduğunu ifade etti. Halaçoğlu konuşmasını, “Avrupa’nın, dünyanın bize karşı kesin, değişmez bir önyargısı var. Konuya asla ilmî açıdan bakmak istemiyorlar. Onların niyeti Ermeni meselesinin çözülmesi değildir. Bunu, kendi maksatları istikametinde siyasi bir mesele olarak kullanmak istiyorlar. Ermenileri dün olduğu gibi bugün de kullanıyorlar.” sözleriyle tamamladı.
Oldukça yoğun bir katılımla yaklaşık 3 saat boyunca devam eden konferans, soru-cevap bölümüyle sona erdi. ///Haber Merkezi


-----Sponsorlu Bağlantılar-----
Bu haber 263 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Reklamı Geç