Reklam
Reklam

Keşan'da Romanların sorunları masaya yatırıldı

Roman Kültürünü Araştırma Kalkınma ve Dayanışma Derneği, 3 Aralık 2015 Perşembe günü Yeni Mescit Mahallesi’nde Roman vatandaşların sorunlarının dile getirildiği bir kahvaltılı toplantı düzenledi

Editör: Haber Merkezi
04 Aralık 2015 - 05:25
Roman Kültürünü Araştırma Kalkınma ve Dayanışma Derneği, 3 Aralık 2015 Perşembe günü Yeni Mescit Mahallesi’nde Roman vatandaşların sorunlarının dile getirildiği bir kahvaltılı toplantı düzenledi.

Saat 09.30’da başlayan kahvaltıya Keşan Kaymakamı Nuri Özder, Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan, Keşan İlçe Milli Eğitim Müdürü İlker Eraslan, Keşan Halk Eğitim Merkezi Müdürü Turgut Yıldız, Yenimescit Mahalle Muhtarı Fikret Kantar, Mustafa Kemal Paşa Mahalle Muhtarı Bayram Ali Kalfalar, Roman Kültürünü Araştırma Kalkınma ve Dayanışma Derneği Başkanı Ayvaz Yalaza, Türkiye Roman Hakları Formu Başkanı ve 10 Ülkede örgütlenen Balkan Romanları Birliği Başkan Yardımcısı Bahattin Ulusoy,  kurum amirleri, okul müdürleri ve vatandaşlar katıldılar.

Toplantının moderatörlüğünü yapan Ulusoy ilk sözü Yalaza’ya verdi.

Yalaza yaptığı konuşmada katılımcılara hoş geldiniz dedikten sonra şunları söyledi. “Milli beraberlik ve dayanışma projesinin bir ön çalışması olarak bu kahvaltıda buluştuk. Burada çeşitli görüş ve öneriler gündeme gelecek. Katılımınızdan dolayı hepinize teşekkür ederim” dedi.

Yalaza’nın ardından mahallede yetişen ve İngilizce Öğretmeni olan Samet Ilıkçimen, eğitimle ilgili bir konuşma yaparak şunları söyledi “ Öncelikle bu toplantımızda bizlerle birlikte olduğunuz için hepinize tek tek teşekkür ederim. İnönü İlköğretim Okulu’nda öğretimimi tamamladım. Daha sonra Yusuf Çapraz Lisesi’ne gittim. Oradan da Bursa Uludağ Üniversitesi’ni kazandım, buradan mezun olarak İngilizce Öğretmeni oldum. Öncelikle bahsetmek istediği konu şu. Ben İnönü İlköğretim Okulu’ndan mezun olduğumda tek bildiğim şey okuma yazma idi. Bunun dışında herhangi bir bilgim yoktu. Bunun sebebi sadece öğretmenler değildi. İlkokuldan mezun olduktan sonra, Yusuf Çapraz Lisesi’ne gittiğimde dediğim gibi sadece okuma yazma biliyordum. Matematikte de 4 işlem dışında hiçbir şey bilmiyordum. Daha sonra Yusuf Çapraz Lisesi’nde Yabancı Dil Bölümünü seçerek İngilizce Bölümünü seçtim ve üniversite sınavında 100 soruda 99 doğru 1 soru boş bırakarak Türkiye’de ilk 50’ye girdim. Yalnız ÖSS sınavında Matematik, Coğrafya, Tarih gibi temel bilgi gerektiren eksiklikten dolayı Bursa Uludağ Üniversitesi’ne yerleşebildim. Buradan mezun olduktan sonra Keşan’a geldim. Tabi biliyorsunuz öğretmen ataması sorunu var ülkemizde bunun da mağdurlarından biriyim ben. 2010 yılında mezun oldum, 5 yıldan beri Keşan’dayım. 2 yıl Keşan Belediyesi’nin İngilizce Kursu’nda görev yaptım. Şimdi destekleme kursları açıldığından beri kurs kapatıldı. Şu anda İngilizce Kursu verilmiyor. Ben de destekleme kurslarında Rasim Ergene ve Ahmet Yenice de devam ediyorum. Özel ders vermeye çalışıyorum. Halk Eğitim Merkezi’nde çalıştım 1 dönem. Sağlık Meslek Lisesi’nde ücretli öğretmenlik yaptım. Eğitimle ilgili sorunlarımız şöyle, İnönü İlköğretim Okulu % 99 oranında sadece kendi içine kapanmış Roman asıllı çocuklardan oluşmakta. Sorunumuz ırk ayrımı yapmak, siz şusunuz biz buyuz demek değil. Herkes eşit ama, bu okuldaki öğrenciler kendi içine kapanık. Bu okulda eğitimde eksiklik olduğunu düşünmekteyim. Bunu sadece düşünmekle değil orada 8 yıl okuyan bir öğrenci olarak tecrübelerimle yaşadım. Buradaki eksikleri de şöyle tespit ettim. Eğitim önce ailede başlıyor, sabah çocuğun ailesinin onunla uyanıp hazırlamadığı bir kahvaltı bize çok basit görünebilir. Ama onun hayatını bitiren temel unsurlardan biridir. Eğitimci hocalarımız daha iyi bililer insanların temel ihtiyaçları karşılanamadığı takdirde diğer ihtiyaçlarından bahsedemeyiz. Bu çocukların belki% 50’si belki % 70’i kahvaltı etmeden okula gidiyor ve okula geldiği öğrenciler ailelerinin bir protetifi olarak okulda bulunuyor. Öğrenciler evde aldıklarını okulda taklit ediyorlar. Yani, kavga, itiş kakış. Bunun sebeplerinden bir tanesi ailelerin eğitimsiz olması çocukları da bazı yönlerde etkiliyor. Bu çocuklar kendi aralarında hepsi aynı seviyedeki ailelerden geldikleri için ve dışarıdan bizim okulumuza gelmediği için, yani kendilerinden daha yüksek seviyede öğrenci gelmediği için biz kendi içimizde sürüklenip gidiyoruz. Ben şanslı biriydim, benim ailem arkamdaydı, hocalarım arkamdaydı bir yerlere geldim. Ama herkes benim kadar şanslı olamıyor. Öncelikle eğitimde fırsat eşitliği olmasından yanayım. Benim mezun olduğum okuldan liseye gittiğimde 31 kişilik bir sınıfta 30 kişinin matematik sorularını çok hızlı bir şekilde çözüp benim arka sıralara saklandığım zamanlarda ben eşit olmadığımızı anladım. Ama bunun kaynağı ben değilim. Bunun kaynağı ailemiz, yetişme ortamımız, öğretmenlerimizin gösterdiği ilgi. İnönü İlköğretim Okulu’nda okuyan Roman asıllı öğrencilerimizin temel ihtiyaçlarının karşılanmasından yanayım. Zaten okullarda rehberlik sağlanıyor, buna ek olarak ailelerin de rehberlik almasını istiyorum. Çünkü aileler eğitilmediği sürece çocuklar kesinlikle eğitilemez. Burada masaya yatırılacak konular var. Uyuşturucu, erken evlenme, bunların en başında gelen de eğitim. Eğitim olmadığı sürece uyuşturucu da olacak, erken evlenme de olacak. Hırsızlık da olacaktır, gaspta olacaktır. Her şey olacaktır. Çünkü eğitim insanları belirli bir sistemin içine sokar. Biz bu sistemin dışında kalırsak tek ihtimal var bu sistemi bozmak. Bu sistem nasıl bozulur. Maddi ve manevi ihtiyacı karşılanmayan insanlar her zaman sisteme karşı gelirler. Bunu istemeden yaparlar ama karşı gelirler. Benim tek isteğim şu İnönü İlköğretim Okulu kendi içine kapanmış bir okul olduğu için, bizim öğrencilerimizin ve ailelerimizin ayrıcalıklı olmasını istiyoruz. Yani ailelerimizin eğitimden geçirilmesi, öğrencilerin temel ihtiyaçlarının karşılanması ve okulda ders veren öğretmenlerin biraz daha öğrencilerimizle özel olarak ilgilenmesini sizden istiyorum ve teşekkür ediyorum”

Ilıkçimen den sonra söz alan Ulusoy’da İnönü İlköğretim Okulu gibi olan Edirne ve ülke genelindeki okullarda öğretmenlerin öğrenci aileleri ile evlerinde bir çalışma yapıp yapmadıkları konusunda anket düzenlenmesi şeklinde bir öneride bulundu.

Daha sonra söz alan İsmail Karataş’da eğitim ve uyuşturucu konusunda bir konuşma yaparak düşüncelerini şöyle aktardı.

“Öncelikle konumuz istihdam, Romanlarda istihdamın olmamasının başlıca nedenleri kalifiye elemanımızın yetersiz olması. Peki kalifiye eleman nasıl olacak. Devletimiz bize şans vermeden kalifiye eleman olunmaz. Ben şu anda internet cafe işletiyorum. Bu işe başlarken bildiğimi zannederek başladım. Bu işe başladıktan sonra hiçbir şey bilmediğimi anladım. Nasıl askerde silah tutukluk yaptığında silahı söküp takıp bunu yapabiliyorsak, kullandığımız araç ve gereçleri de bu şekilde tanımamız lazım. Burada demek istediğim şudur ki  bir işi yapmadan kalifiye eleman olamayız. Bunun için devletimiz bize şans vermeli. Kadrolarında yer açmalı. Devamlı işimiz olmadığı için öğrencilere de aile olarak gerekli ilgi ve alaka gösterilmemektedir. Biz dezavantajlıyız neden, çünkü çalışanlar mevsimlik çalışıyor. Çeltik biçiyoruz, bezelye topluyoruz, zeytin topluyoruz. Yaptığımız işler belli. Kısa süreli işler yapıyoruz. Bunların tamamı da dışarıda yaptığımız işler. Bu yaptığımız işler maalesef teknolojiye yenildi. Bu yenilgiyle birlikte bizim bir işsiz ordumuz üredi. Şu anda Türkiye’deki % 11 ile 13 arasında işsizlik oranı mahallelerimizde Roman camiasında % 85 ila % 90’lara varmıştır. Bunun nedeni de kalifiye eleman sıkıntısıdır. Herkes kalifiye eleman ister, ama bir işi yapmadan da kalifiye eleman olamayız. Roman çocuklarımıza da şans verilmeli, yatırım yapılmalı. Çünkü gelecekte uyuşturucu kullanan bir nesil olmaması için daha çocukken o şanslar verilmeli. Bugün baktığımızda çocuklarımız ilerleyen yaşlarda üniversitelerde olacağı yerde uyuşturucu batağında sürünmekteler. 2010-2011 yılında bonzainin piyasaya çıkması sonucu uyuşturucu patlaması olmuş ve Roman camiasında % 45 ile % 50 arasında uyuşturucu kullanımı artmıştır. Derneğimiz ve toplumdaki kişilerin çalışmasıyla beraber şu anda sizlere sevindirici bir haber veriyorum. Şu anda uyuşturucu kullanma oranız % 10’lara kadar geriledi. Yakında inşallah mahallemizde ve Keşan’da uyuşturucu denen şey kalmayacak. Bunun  için de büyüklerimiz uyuşturucu kullanan vatandaşlarımıza da şans vermeli. Nasıl şans verilmeli. Bu vatandaş uyuşturucu kullanıyor. Ben bir esnafım bu adam uyuşturucu kullanıyor, ben bu adama güvenemem. Ama devletimiz bu tür insanlara güvenmeli. Yoksa bu insanları topluma kazandıramayız. Devletimizin de el atması gereken konular var. Bize bir tek sosyal yardımlaşmadan, encümenden tek tek para yardımı yapacağına, bize kaynak olup işyeri açmamız konusunda bize kaynak yaratılmalıdır. Mesela bizim pazarcılarımız var, çorap satıyorlar. Bunu da İstanbul’dan alarak satıyorlar. Ama biz bunu üretebiliriz. Daha uygun fiyatlarla üretip, direk birinci elden de satış yapabiliriz. Hem çalışan kazanır, hem satan kazanır ve gelişmeye başlarız. Devletimiz bize yardım etmeden, devletimiz yanımızda olmadan Roman Açılımı olsa dahi kalkınamayız. Bizim için kalkınmamız gereken tek şey pozitif ayrımcılıktır. Çünkü Samet arkadaşımın da söylediği gibi liseye gittiğimizde 31 kişilik sınıfta 30 kişinin gerisindeysek eşit şartlarda yarışmadığımız ortadadır. Bunun için devletimiz bize yardımcı olmalı. Bu arada Keşan Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Özcan’a hayalim olan üniversiteyi yaşattığı için sonsuz teşekkürler ediyorum.”

Ulusoy, Karataş’a da konuşmasından dolayı teşekkür, işyeri kurulması anlamında destek sağlanmasının istihdam anlamında çok önemli olduğunu dile getirdi.

Karataş’tan sonra söz alan Güney Kesen’de TOKİ Konutları ile ilgili görüş ve düşüncelerini paylaştı ve şunları söyledi “ Öncelikle hepinize hoş geldiniz diyorum. Ben bazı araştırmalar yaptım, toplu konut yaşam alanlarında vatandaşlarımızla birebir yüz yüze görüştüm. Kendilerinden bazı sıkıntılar hakkında bilgiler aldım. Temizlik konusunda şikayetler geldi, çöp konteynerlerinin yetersiz olduğu ve sayısının biraz daha arttırılması isteniyor. Öncelikle TOKİ konutları nedeniyle devletimize teşekkürlerimizi sunuyoruz. Burada Çocuk Parkı eksikliği, kafetarya eksikliğimiz var. Ayrıca ailelerimize toplu yaşam hakkında seminer verilmesini talep etmekteyiz. Bulunduğumuz alan şehirden biraz daha uzak olduğu için bazı sıkıntılar da gözlemledik. Bunu çözmek için de sosyal faaliyetler temin edilmesini, kahvehane ve cafeterya gibi sosyal donatıların kazandırılması gerekiyor. Gençlerimiz için halkı saha yapılmalı. TOKİ Konutlarının ödemelerinin nasıl olacağı konusunda da halkımızın  tam aydınlatılmadığını düşünmekteyiz. Kimisi bu konutların hibe olarak yapıldığını öne sürmektedir. Bu konuda vatandaşlarımız mutlak surette bilgilendirilmelidir. Akın Buluş okulumuzda çocuklarımızı daha çok yönlendirip, eğitim seviyesini arttırmalıyız.Teşekkür ederim”

Kesen’in TOKİ Konutları ile ilgili ödeme söylemlerini cevaplandıran Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Yetkilileri de konutların aylık ödemelerinin 100 TL olduğunu, yakıt ve diğer giderlerin de  aylık 55 TL olduğunu ve konutlarda hibe diye bir şey olmasının söz konusu olmadığını ve vatandaşların 155 TL’yi düzenli olarak ödemeleri gerektiğini belirttiler.

Kesen’den sonra söz alan Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan’da şunları söyledi. “ Ben Keşan’ın Seydiköy’ünde doğdum. Ortaokula geldiğimde lastik pabuç, dirsekleri yamalı ceketim vardı. Utanıyordum kasabalı çocuklardan, zannetmeyin siz sadece negatif ayrımcılık gördünüz. Bir Anafartalar İlköğretim Okulu’ndaki çocuk benim gözümde dev gibi görünüyordu. Şöyle düşünün benim diğerlerinden bir farkım yok.İsmail kardeşimiz başarmış, benim diğerlerinden bir farkım  yok diyerek başarmış. Atamamadı falan o ayrı bir olay. İsmail üniversiteyi bitirdi. Bir tane inşaat teknikeri olan kardeşimiz var. Kendisini istihdam edeceğiz. Böyle bir sürü çocuğumuz var. Bakın bir Serkan Çağrı dünyada marka. Ne demiş benim başkalarından farkım yok diyerek inanmış ve önemli bir noktaya gelmiştir. Biz öncelikle hepimiz insanız. Tenimizin rengi,  saçımızın rengi , inancımız ne olursa olsun. Öncelikle Allahın dünya üzerinde yarattığı bir birinden farkı olmayan eşit insanoğluyuz. Dünyaya çıplak geliyoruz. Kefene sarılıp geri gidiyoruz. Önemli olan herkesin birazcık daha yaşadığı ortamda iddialı olması. Toplumlar düzen kurarken maalesef bazı insanları da görünür ya da görünmez şekilde bir kölelik zincirine bağlıyor. Kendisi biraz daha rahat yaşasın diye. Bu mahallede kaç kişi senede 100 bin Dolar kazanır? Vardır mutlaka gizlileriniz. Bakın bu fakirler olmasa onlar olmaz. Bugün Avrupalı, Amerikalı, Rusya halkına tereyağ yedirmek için dünyadaki fakir insanları kullanıyor, telef ediyor. Suriye deki savaşın amacı ne? Oradaki petrol kaynaklarını yeni enerji kaynaklarını biz alalım, çünkü onlar fakir ve dürüst. Arkadaşlar  fakir ve dürüst olursak tabiatın kanunu bu. Önce kendi içimizde iddialı olacağız. Ben senden aşağı değilim ben de bu işi senin kadar yaparım. Bakın burada o kadar çok inşaat oluyor ki maalesef bütün kahvelerde gençlerimiz oturuyor. Buradaki inşaatlarda günde 40-50 TL’ye çalışmak için gelenler var. Maalesef bizim çocuklarımız beğenmiyor. Ömer Karagöz, Ömer Örs gurur duyuyorum. Çatır çatır iş yapıyorlar.  Örnek alın gençler , fayans kursları açıldı bilmem ne kursları açıldı. Ama niyet bence önemli olan. Birileri kafanızı çeliyor, okuyup da ne yapacaksın, inşaat tepesinde çalışıp da ne yapacaksın. Kanunlarımızda insanları ayıran ve insan ayrımına sebep olacak madde yok. Hepimiz eşit vatandaşlık haklarına sahip Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Böyle bir kısıtlama olmadığına göre biz artık negatif ayrımcılıktan söz etmeden biraz daha gayret göstermeliyiz. Bakın hayat çabuk geçiyor. İsmail daha dün ortaokula gidiyordu bugün iş sahibi oldu. Yeni nesiller geliyor. Hepimizin etrafımızdaki komşulara karşı sorumluluğumuz var. Bir dernek kurup çay ocağını kapan insan arkasındaki insanı unutuyor. Ben bunları çok yaşadım. Arkasındaki insanın dertlerini savunmasını unutuyor. Böyle olanlardan uzak durun.  Biz önce Türkiye Devletinin vatandaşıyız. Biz Keşan da yaşıyoruz. Keşan’da Edirne’nin bir ilçesi ve hep birlikte yaşamak zorundayız. Bu dünya bir sürü milletin bir sürü insanın yaşadığı dünya. Sanal sınırlar çizmişiz, sanal şehir sınırları çizmişiz ama, hepimizin dünyanın her yerine gitme şansı var. Ama rüzgar estiğinde sınır tanımıyor, pasaport sormuyor. Yağmur bulutları gelirken pasaportla gelmiyor. Demek istediğim dünya vatandaşıyız. Birbirimize diğer vererek, saygı duyarak noksanlıklarımızı konuşarak ifade ederek, gerekirse öz eleştiri yaparak gidermeye çalışıp daha kaliteli bir yaşam şansımızı yakalamayı hedeflememiz lazım. Konuşarak olmuyor, çalışmayı da biraz sevmemiz lazım. Her zaman 3 muhtarımla birlikte olduk. Yaptıklarımızı saymayacağım şimdiye kadar ama, sizin en çabuk en kolay ulaşabildiğiniz insanlardan biriyim. Samimiyetle davrandığınız sürece de sorunların çözümü konusunda elimden geleni yapmaya hazırım. Ayvaz kardeşime de böyle önemli bir işi başardığı ve takip ettiği için teşekkür ederim”

Kahvaltıda son olarak konuşan Keşan Kaymakamı Nuri Özder de, öncelikle bu kahvaltıyı düzenleyen Yalaza’ya teşekkür ederek başladığı konuşmasında şunları söyledi “Burada bir çok kurumumuzun daire amirleri de burada kendileri de söylenenleri not olarak aldılar. Biz kamu kurumları olarak belediye başkanımız da dahil her zaman vatandaşımıza faydalı olacak projelerde öncelikle dezavantajlı bölgeler aklımıza gelmektedir. Amacımız ilk önce onları nasıl faydalandırırız proje yapılırsa bunu düşünürüz. Ben daha önce çalıştığım yerlerde farklı dezavantajlı gruplarla da çalıştım. Bu kamu görevlisi olmanın refleksi olmalı. Eğer iyi bir şey yapılacaksa önce dezavantajlı guruplardan başlarız. Bu sorunların hepsini not ettik. Bu konuda bu sorunların çözümü için elimizden geleni yapacağız. Bizde sizden bu toplumu geliştirmedeki eğitimlerimize vatandaşlarımızın  katılımı konusunda sizden yardım bekliyoruz. Biz Roman vatandaşlarımızı da tüm vatandaşlarımız gibi 1.sınıf vatandaş olarak görüyoruz.  TOKİ ödemeleri ihmal edilmemeli, aylık ve aidat ödenmezse bu sistem çalışmaz. Son derece imkanı olmayan vatandaşların haricinde ödemeler yapılmaması bu tür projelerin devamı gelmez. Suçun önlenmesinde bizde destek olmanızı istiyoruz. Arkadaşımızın dediği gibi uyuşturucu kullanmasının azalması bizi sevindirdi ama bitirmek için de uğraşmalıyız ve elimizden geleni yapmalıyız. “

Özder’in konuşmasının ardından program sona erdi.

 
-----Sponsorlu Bağlantılar-----
Bu haber 305 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum