Reklam
Reklam

Mustafa İriş; Şahsiyet ve karakter eğitimine önem ve öncelik verilmelidir

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa İriş, Edirne Saadet Partisi İl Teşkilatında bir basın toplantısı düzenledi

Editör: Haber Merkezi
14 Eylül 2018 - 15:09
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa İriş, Edirne Saadet Partisi İl Teşkilatında bir basın toplantısı düzenledi.

İriş, Eğitim ile ilgili, 2018 – 19 Eğitim yılı arifesinde düzenlediği basın toplantısında; Şahsiyet ve karakter eğitimine önem ve öncülük verilmesine, Taklitçi ve ezberci eğitim sistemlerinin bizi ileri götürmeyeceğine, Mevcut eğitim düzeninin sınıfta kaldığına hatta iflas ettiğine vurgu yaptı.

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa İriş’in basın açıklaması Şöyle;

Değerli Arkadaşlar; Kıymetli Basın Mensupları,

Sizleri saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.  Yapmakta olduğumuz toplantımızın gençlerimiz ve bütün milletimiz için faydalı, hayırlı bir toplantı olmasını diliyorum. Teşriflerinizden dolayı hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Bir eğitim, öğretim yılına daha giriyoruz. İlk, orta liseye giden öğrencilerimiz 18 milyon civarında. Üniversite öğrencileriyle beraber 20 milyonu aşıyor.  Yani nüfusumuzun dörtte birinden fazlası yeni bir eğitim yılına başlıyor.  Bu vesile ile öğrencilerimize, öğretmenlerimize ve tüm eğitim camiasına hayırlı, başarılı bir eğitim, öğretim yılı temenni ediyoruz. Bu sürecin en az öğrenciler kadar heyecan taşıyan bütün velilerimiz için de hayırlı olmasını diliyoruz.

Muhterem arkadaşlar,

Eğitimin, gerek fert gerekse milletlerin hayatında müstesna bir yeri vardır.  Bireyler, dolayısıyla toplumlar ne kadar iyi eğitim alabilirlerse yaşamları o kadar kaliteli olur.

EĞİTİM DEYİNCE ETKİLİ DÖRT ÖNEMLİ UNSURU ELE ALMAK GEREKİR;

1.Aile

  1. Sosyal çevre (arkadaş, akraba, mahalle, iş vs ortamları)

  2. Medya

  3. Okul


Bütün bu unsurlar; iyinin, güzelin, faydalının ve adil olanın gerçekleşip yaşanmasına katkı sağlıyorsa, görevlerini yapmış olurlar. Milletimize ve ülkemize en hayırlı hizmeti sunmuş olurlar.  Eğer bunların tersini yapıyorlarsa, milletimize ve ülkemize en büyük kötülüğü yapmış olurlar.

Bu 4 unsuru özetle açacak olursak;

1- AİLE;

* Aile yuvasında ebeveyn çocuklara; doğruluğu, dürüstlüğü öğretirse, azmi ve çalışkanlığı aşılarsa, tembellik, bencillik, yalancılık ve bunun gibi olumsuzluklardan korursa,

* Sevgi, merhamet, fedakârlık, sabır gibi güzel hasletleri kazandırabilirse,

Özetle; güzel ahlaklı bir insan olarak yetiştirirse, aile görevini yapmış olur.

2.SOSYAL ÇEVRE;

Yaşadığımız tüm ortamların kötülüklerden arındırılması, milli bir hedef haline getirilmelidir. Güzel ahlakı ahrip eden tüm olumsuzluklardan korunmak çok önemlidir.                                                                 Bu kötülüklerin başında adaletsizlik, haksızlık, yolsuzluk, rüşvet, haksız kazanç gibi şeyler gelir. Bunun yanında ehliyet ve liyakatin değersizleşmesi, adam kayırma gibi pek çok kötülüğü sayabiliriz. Haksızlıklar karşısında sessiz kalmak, nemelazımcılık belki de en büyük kötülüklerdendir.

Diğer taraftan;  “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim”. ” Ev alma komşu al…”                    gibi atasözlerimiz sosyal çevrenin önemini çok iyi anlatıyor.

  1. MEDYA/ SOSYAL MEDYA;


Medya/Sosyal medya, İnsan eğitimine en büyük etkiyi yapan unsurlardan biridir. Islah edici, iyiliği teşvik edici bir hal taşıyorsa ne güzel. Vurmayı, kırmayı, dedikoduyu, israfı ve bunun gibi, tahripleri teşvik ediyorsa ne kötü.  Medya konusu başlı başına incelenecek bir konudur.

  1. OKUL; Okuldaki eğitimi de üç başlık altında inceleyebiliriz;


    A- Fiziksel Ortamlar   B- Öğretmen       C- Müfredat                  

FİZİKSEL ORTAMLAR;

Bina, araç, gereç ve benzeri imkânların tabii ki eğitim kalitesine etkileri tartışılmaz. Ama binanın da her şey olmadığını bilmeliyiz.

ÖĞRETMEN;

Öğretmen eğitimin temel direğidir. Okul binalarında kırık dökükler olsa da, hatta müfredat /sistem sorunları olsa bile tıkanıklığı iyi bir öğretmen aşabilir. Bir öğretmen hem sistemden hem müfredattan hem de okulun fiziki şartlarından çok daha önemlidir.  Yani iyi öğretmen yoksa sonuç iyi olmaz. Bundan dolayı öğretmen yetiştirilmesi konusu çok titizlikle ele alınmalıdır. Öğretmenlik bilgi, becerinin yanında bir sanattır. Öğretmen olacakların seçimleri de,  eğitim - öğretimleri de özel olmalıdır. Çünkü gençliğin yetişmesinde,  topluma kazandırılmasında, en önemli sorumluluklardan biri öğretmenlere aittir.

MÜFREDAT;

Taklitçi ve ezberci eğitim sistemleri bizi ileri götürmez.  Heyecan vermeyen, iyiliğe sevk etmeyen bir eğitim düzeninden fayda gelmez. Bundan dolayı kanaatimizce ülkenin en önemli kanayan yarası eğitim konusudur. Zaten Milli Eğitim Bakanı da eğitimdeki durumumuz için “ kıyameti koparmamız gereken bir durum” diyor. Diyor da bu kıyameti kimler koparacak? Konunun vahameti halkımızın tüm kesimlerinde nasıl fark edilecek? Çözümleri kim ortaya koyacak?

Evet, bu konu hepimizi ilgilendiriyor. Çünkü aynı ülkenin çocukları, aynı geminin yolcularıyız. Bu konu tüm velileri, dernek, vakıf tüm kuruluşları, iş dünyasını…  hasılı hepimizi ilgilendiriyor. Ama geminin dümeninde kimler varsa, birinci sorumlu onlardır. Genel eğitim politikasını yöneticiler belirler. Hedefler ortaya konulur. Bu hedeflere ulaşılması için her türlü plan, program yapılır. Bu planların gerçekleşmesi için gereken şartlar hazırlanıp, takip edilir. Bu konuda da birinci mesul yöneticilerdir. “Bir başka ifade ile eğitimin karnesi yöneticilerin karnesidir.” 

Değerli arkadaşlar;

Bakın, eğitimde dünyada kaçıncı sıradayız?  (Dünya eğitim forumu eğitim kalitesi 2018 raporuna göre Türkiye 137 ülke arasında 99. Sırada).

Fizikte, matematikte yerimiz neresi? … gibi soruları sormayacağız. Ama Yargıtay başkanı; “Hukuk fakülteleri 5 yıla çıkarılsın. Birinci sınıfta Türkçe / dilbilgisi dersleri zorunlu olsun”diye YÖK’e başvuruyorsa konu gerçekten vahimdir. Sadece o mu? İstanbul Milli Eğitim müdürü “lise çağındaki çocuklar okuma zorluğu çekiyor” diyor. Eğitimdeki içler acısı halimizi bütün çıplaklığı ile ortaya koyuyor. Bunun için, içimiz acıyor.

Muhterem Arkadaşlar Değerli Basın Mensupları;

Bu gün burada çocuklarımızın eğitim konusunu konuşuyoruz. 801milyon memleket evladını kardeş bilen bir anlayışın mensuplarıyız. Bizler Milli Görüş sahibiyiz. Olaylara Milli Görüş penceresinden bakıyoruz. Milletimizin derdi bizim derdimizdir. 50 yıla yakın bir zamandır haykırıyoruz. “Önce ahlak ve maneviyat” diye.  Bunun öneminin anlaşılması için çırpınıyoruz. Derdimiz ikbal davası değildir. Derdimiz topyekûn milletçe ayağa kalkma davasıdır. Bu davada da eğitim en önemli konudur.  Yönetme sorumluluğu taşıyanlara sesleniyoruz; Artık lütfen kabul edin; “Mevcut eğitim düzeni sınıfta kalmıştır, iflas etmiştir.” Artık kendi özümüze, kendi değerlerimize dönmenin zamanı geldi, geçiyor. İyi insan yetiştirmek mecburiyetindeyiz. Müfredat, üretim ve katma değer sağlamalıdır. Binayı değil, insanı öncelemelidir. Haksız rekabeti değil, fazileti öncelemelidir. Sömürüyü değil, paylaşmayı öncelemelidir. Menfaati değil, fedakârlığı esas almalıdır.

Yani şahsiyet ve karakter eğitimine önem ve öncelik verilmelidir.

Çevresini ve dünyayı tanıyan örnek nesiller yetiştirmek eğitimin ana gayelerinden olmalıdır.

Ülkemizin ekonomik gücünün, bağımsızlığımızın en önemli unsurlarından biri olduğunun şuurunda gençler yetiştirmek gayemiz olmalıdır.

Üretimin ancak, ehliyetli, liyakatli, basiretli idarecilerin yönetimleriyle gerçekleşebileceğini bilen gençler yetiştirmek gayemiz olmalıdır.

Ülkemizi ancak bu vasıfları kazanmış bir gençlik ayağa kaldırır.

Eğitim bunun için vardır. Bu hedefler için vardır.

Değerli arkadaşlar;

2018-19 eğitim –öğretim yılının ülkemizin imkân ve kaynaklarını, en iyi şekilde kullanacak gençler yetiştirmeye vesile olmasını temenni ediyorum. Bu eğitim öğretim yılı gençlerimize, ailelerimize, tüm milletimize hayırlı olsun.

 
-----Sponsorlu Bağlantılar-----
Bu haber 320 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum